Advert
Ulupınar
Mehmet KAMER/Han Kahvesi

Ulupınar

Bu içerik 288 kez okundu.

Çiftlik Tepesi, Umurcalı eski mezarlığının doğu yamacındadır. Burada Lidyalılara ait eski yapıların olduğu bilinmektedir. Ulupınar, Çiftlik Tepesi’nin altındaki dehlizlerden gelen muazzam bir su kaynağıdır. Bu tarihi su havzasının varlığı, Lidya medeniyeti öncesine dayanmaktadır. Yöre halkı; Ulupınar’dan tarlasını sular, içme suyunu da bu pınardan sağlardı. Ulupınar, kayaların içinden çıkan soğuk suyu ile çevrede nam salmış büyük bir kaynaktır.  Ulupınar havzasına yerli halk “azmak” derdi. Burası, bataklık olduğundan tarım yapılamazdı. Yöre halkı, bu suyun başında her yıl kurban keserek Allah’a olan bağlılıklarını ifade ederler, suyun kesilmemesi için adaklar adarlardı. Kaleköy (Gevele)’de Lidyalılara ait bir kilise kalıntısı mevcuttur. Bu medeniyete ait bazı kalıntılar, Umurcalı köyü sınırları içinde bulunan Çiftlik Tepesi’nde bulunmaktadır. Halk arasında bu bölgeye Gâvur Damları denilmektedir.  

Çiftlik Tepesi, halk arasında Çıtlık Tepesi olarak da bilinir. Bu bölgenin kiremit ve tuğla parçalarıyla kaplı olması, burada yaşayan bir medeniyetin varlığını göstermektedir. Bölgede ziraat yapan çiftçiler toprağı sürerken gözyaşı şişeleri ile Lidyalılara ait paralar bulmuşlardır. Hatta camdan mamul renkli gözyaşı şişelerinin üzerinde kadın figürlerinin olduğu yerli halk tarafından anlatılmaktadır. Çiftlik Tepesi’nin bulunduğu bölge, Ulupınar’ın kaynağının bulunduğu yerdir. 1972 yılında Kiraz-İsabey Camii’nin restorasyonu için gelen Arkeolog Dr. İlhan Akçay, bu bölgede incelemelerde bulunmuştur. Lidya medeniyetinin izlerini taşıyan bugünkü Çiftlik Tepesi’ndeki eski medeniyete ait taşların Hisar Kalesi yapımında kullanıldığı, Umurcalı İlkokulu inşaatında da bu taşlardan faydanıldığı, Arkeolog Dr. İlhan Akçay tarafından ifade edilmiştir.                                                                                                            

Ulupınar havzasında toplanan su, içme suyu olarak çevre köylere borularla aktarılmak istendiyse de bu girişim başarılı olamamıştır. Umurcalı, Yeniköy, Haliller ve Yenişehir köylerinin su ihtiyacının karşıması için başlatılan proje, teknik hatalardan kaynaklanan sorunlardan dolayı kadük kalmıştır. Toprak altındaki demir su boruları ise köylüler tarafından yerlerinden sökülmüş, bağ ve bahçe işlerinde kullanılmıştır. Yapılan tüm masraflar da boşa gitmiştir. Umurcalı Mezarlığı, 300 senelik bir tarihe sahiptir. Buraya gelen Yörükler, köylerini Ulupınar’ın çevresine kurmuşlardır.                                                                                                              

Yüz sene evvel Umurcalı eski mezarlığı, zeybeklerin yatağı idi. Zeybeklerin başında Umurcalılı Kürt Ese Efe vardı. Ese Efe, yörede kahramanlıkları dilden dile dolaşan ünlü bir efedir. Madran Dağı’nda çıkan bir çatışmada 1900’lü yılların başında vurulmuştur. Vefat ettiğinde otuz yaşında bile değildir. Aydın Yenipazarlı Yörük Ali Efe’nin silah arkadaşıdır. Yunan zamanında zeybekler, mezarlık içinde yer alan ulu bir selvi ağacının gövdesinde yaşarlarmış. Kiraz’ın işgali sırasında köye gelen Yunan askerleri, köylülere eziyet ve işkence etmişlerdir. Zeybekler, vur-kaç taktiği ile Yunan askerlerine aman vermemişlerdir. O günlerde köy kadınlarının gizli gizli zeybeklere yemek taşıdıkları anlatılır. Zeybeklerin yerini öğrenmek isteyen Yunanlar, köyün erkeklerini camiye doldurmuşlar, camiyi ateşe vermekle tehdit etmişlerdir. Gündüz saklanan gece harekete geçen zeybekler, Yunan askerlerine dirlik vermemiş, Umurcalı köyünden ileriye geçmelerine de izin vermemişlerdir.  Köyde yaşayan yerli Rumlardan Umurcalı köyünün damadı Bahçıvan Halil Efendi, Yunan kumandanına elçi olarak gönderilir. Halil Efendi kumandan ile görüşür, camide rehin alınan erkeklerin bırakılması için arabuluculuk yapar. Bu görüşmenin sonunda köyün erkekleri serbest bırakılmıştır. Umurcalı köyü, Halil Efendi sayesinde Yunan zulmünden kurtulmuştur. Halil Efendi, Kiraz’da yaşayan Rum bir aileye mensuptur. Umurcalı köyüne nasıl geldiği kesin olarak bilinmemektedir. Halil Efendi; çok çalışkan, yardımsever ve bilgili bir zattır. Köye bahçıvanlığı o getirmiştir. Müslüman olduktan sonra Hatice (Haçça) Hanım ile evlenmiştir. 

Soğukgöl, Ulupınar’ın suyuyla beslenen azmağın bulunduğu bölgeye denir. Burası, yer yer bataklık olduğundan tarıma elverişli değildi. Bu bölge, yabani kuşların havzası idi. Köyün camızları (manda), sıcak yaz günlerinde bu bölgede keyif çatarlardı. Yılan balığı ile bölgeye özgü çay balığı, azmakta bolca bulunurdu. Çocukken Umurcalı köyünde bulunan akrabalarımızın yanına giderdik. Amcalarımla Soğukgöl’e çay balığı tutmaya giderdik. O günleri hasretle yâd ediyorum. Ulupınar kuruduktan sonra havza, tarım alanına dönüşmüştür.          

Eski medeniyetler, su kenarlarında kurulmuşlardır. Lidyalıların bu bölgeye yerleşmelerinin sebebi de budur. Ulupınar, 1970 yılına kadar havzaya bereket dağıtmaya devam etti. Çevresel ve iklimsel faktörlerin etkisiyle dinmez denilen Ulupınar, sırlarıyla birlikte kaybolup gitti. Su kaynağının geldiği dehliz halen mevcuttur. Ulupınar ve Çiftlik Tepesi ile ilgili bilinmeyenleri ortaya çıkarmak araştırmacıların görevidir. Arkeologları ve jeoloji mühendislerini inceleme yapmaları için bölgeye davet ediyorum.                                                                                              

Sağlık ve esenlik dileklerimle. Hoşça kalın, dostça kalın…

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Muhteşem bir törenle erkekliğe adım attı
Muhteşem bir törenle erkekliğe adım attı
Ayhan Çiçekçilik'ten bir hizmet daha
Ayhan Çiçekçilik'ten bir hizmet daha