Advert
Sözün özü
Ahmet Cartalı

Sözün özü

Bu içerik 25 kez okundu.

Size her hafta hurafelerle ilgili gerçek hikayeler anlatmaya düşünüyorum.

1980-1990 yılları... 12 Eylül'de darbe olmuş, insanlar birbiriyle konuşamıyor, sohbetler hep geyik muhabbeti. Benim İstiklal Mahallesi Fatih Caddesi'nde iş yerim var. 80 öncesi siyaset yapan arkadaşlarla toplanıyoruz, sohbet ediyoruz. İçeriye bizden büyük bir abi girdi. Selamlaştıktan sonra, "Bıktım Ahmet" dedi.

- Neden bıktın?

- Yengenden (eşini kastediyor).

- Ne oldu?

- Yiyip içmiyor, yatakta öyle yatıyor.

- Doktora gösterseydin.

- Götürmediğim doktor, hoca kalmadı.

- Nerelere gittin?

- Bağlararası, Aydın-Koçarlı, Bıçakçı, her yer... Dermanını bulamadık. Şaşırdım, ne yapacağım ben?

O yıllarda Dil Tarih Fakültesi'nde okuyan, bu gün de öğretmen olarak çalışan M....P adında bir arkadaş var. M....P, dinledikten sonra;

- Abi, yenge sana inanır mi?

- İnanır.

M.....P, beni dışarı çıkardı.

- Abi, ben Osmanlıca okuyup yazıyorum. Bir iyilik yapalım abiye, dedi.

- Nasıl?

- Osmanlıca Nazım Hikmet'ten şiir yazıp vereceğim.

Abiye anlattık. Çaresiz , "Çare olur belki" dedi. M...P, Nazım'ın 'Vatan' şiirini Osmanlıca yazdı. "Bunun suyunu içir" dedi. Adam sevinerek, "Belki faydası dokunur" diyip gitti. Aradan bir ay geçti. Adam, dükkana gelip neşeli bir vaziyette, "Nerede o çocuk?" dedi. Ben, şaşırmış vaziyette, "Ankara'ya, okula gitti" dedim. "O çocuğun ellerinden öpeceğim, derdimiz kalmadı" dedi. Bu olaya bakkal Tanju Akçor şahittir. Şimdi bir araya gelince "Sen nelere kadirsin Nazım" deyip gülüyoruz. Ders alan olur belki.

Bu yazıyı kaleme aldığımda Barış Pınarı Harekatı devam ediyordu. ABD başkanının saçma tivitlerine rağmen askerlerimiz, terör hedeflerini bir bir yok etmeye hız kesmeden devam ediyor. Allah, askerlerimizi korusun. Tüm siyasi partiler, destek mesajları yayınladı. Millet olarak askerimizin yanındayız. Milli meselelerde birlik olmasını bilen tek milletiz.

Saat 20.30 civarı Atatürk Rekreasyon Parkı'ndan evime gidiyorum. Kulağıma gitar sesi geldi. Bankta beş veya altı genç kız, ellerinde gitar şarki söyleyip çalıyorlar. Durdum, içimi anlatılmaz bir duygu kapladı. Şarkıyı bitirdiler.

- İyi akşamlar.

- İyi akşamlar.

- Ne güzel de çalıyordunuz, fakülteden mi?

- Hayır, Halk Eğitim'den.

Ne yalan söyleyeyim, içimden "Fakülte, Kiraz'a hayat vermiş" diye geçirmiştim. Yanıldım. Teşekkürler Halk Eğitim, teşekkürler gitar öğretmeni. Öğretmen, Güzel Sanatlar'da öğrenciymiş.

Fakülteden birkaç ricamız var. Dekan Bey, inşallah ilgilenir;

1- Okuyucuların sorusu; fakültede neden T.C. harfleri yok?

2- Sokakta başıboş dolaşan uyuz sokak köpekleri için ne yapılacak?

Trafikle ilgili bu yazımla birlikte beş hafta olacak. Amirim, sizin binanın oradan geçen sürücü, Sanayi Sitesi'ne kadar kilometreyi 120-130 yapıyor. Sanki yol, ralli pisti. Vatandaş, karşıdan karşıya korkarak geçiyor. Amirim, çözüm çok basit: Haftanın iki günü hız kontrolü yapın, arabayı mahalle kahvesinin oraya koyun, hız yapana basın cezayı. Bu, Yeni Mahalle halkının talebidir. Yetkililere duyurulur.

Kiraz'ın alt yapı sorunu ne zaman çözülecek? Yetkililerden cevap bekliyoruz. İşimiz, yine Allah'a kalmasın.

Dostlar, siz bu yazıları okurken ben Fransa hava sahasında olacağım, yazılarıma oradan devam edeceğim, inşallah sıkılmazsınız.

HOŞÇA KALIN,

DOSTÇA KALIN,

ATATÜRK'TE KALIN

 

0 545 305 92 42

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
CHP'li gençlerden Atatürk'e ziyaret
CHP'li gençlerden Atatürk'e ziyaret
Kiraz'da 6000 fidan dikildi
Kiraz'da 6000 fidan dikildi