Advert
Hayat filmi
Nesteren KURU

Hayat filmi

Bu içerik 438 kez okundu.

Hiçbirimiz, dünyaya gelmeden önce anamızı, babamızı, aile bireylerimizi, doğacağımız evi, yaşayacağımız hayatı, şehrimizi, semtimizi seçemiyoruz. Bazen düşünürüz ya hayat kimilerine torpil geçmiş diye. İşte torpil geçmiş dediğimiz insanlara hayranlık, bazen de hasetlik duygusu besleriz. İçin için işlerine, eşlerine, hayat standartlarına, yemelerine, içmelerine, gezmelerine, tatillerine, hatta evlat yetiştirmelerine bile iç geçiririz. Bazen iç geçirmekle kalmaz, kendimizi kıskançlık kralı ya da kraliçesi ilan ederiz.

Bilmediğimiz ama muhteşem diye kıskandığımız hayatların seyircisi oluveririz bir anda. Neredeymiş, ne yapmış, nereye gitmiş diye takipte kalırız. Üstüne bir de yargılarız kıskandığımız, o bize muhteşem gelen hayatı. "Ah bir tersine olsa da dünyası, görse gününü" deriz içimizden elbette. Yargılar, bir de yaptıklarını yadırgarız üstümüze vazife gibi. Kıskançlık duygumuzla can acıtmak isteriz en ufak açığını gördüğümüzde. Hiçbir şey bulamasak çamur atarız sırf canı yansın diyerek. Hiç de düşünmeyiz çamuru atarken önce kendi ellerimizin kirlenecek olmasını. İçin için onun mahvoluşunu izlemek, dünyanın en ödüllü filmini izlemek gibi gelecektir ya bize. Halbuki kendi muhteşem hayatımızın ellerimizin arasından kayıp gidişine seyirci oluruz başrolünü oynadığımız filmimizin. Oysaki hayat, bize bir kez verilen bir ödüldür ama biz yitip gidene kadar farkında olmayız. Belki de bizim güzel, muhteşem, mükemmel diye kıskandığımız hayatın oyuncuları bizden çok daha mutsuz, bunu hiç düşünmeyiz.

Herkesin yarası da, acısı da içinde saklıdır. Ne acılara göğüs germiştir mutlu olabilmek adına. Biz sadece yaşadığı güzel anlara tanık olmuşuzdur o öyle istediği için. Belki de hayatının en manzaralı yerinde kahve ısmarlamıştır bize. Kimsenin bilmediğimiz acısını kanatamayız sırf biz mutsuz olsun istiyoruz diye. Sırf kendi egolarımız için kimsenin canını yakamayız. Belki de bu yaşına kadar çok canı yanmıştır. Öyle yanmıştır, küle dönmüştür yüreği. Bizim acıtacak yeri kalmamıştır yüreğinde. Bize mükemmel gelen hayatı, ona ne acılar sonrasında armağan edilmiştir. Kimsenin kahkahasına aldanıp mutlu, gözyaşına kanıp mutsuz diye kararlar veremeyiz. Kendi hayatımızın gökkuşağı renkleri ile yaşamak varken başkalarının kurşuni renkleri ile ilgilenmemeliyiz. Çünkü hayat, kendi egolarımız için mahvedilmeyecek ve mahvetmeyecek kadar yaşanılası. Çünkü hayat, bize bir kez sunulan ve tekrarı olmayan kısa bir film. Biz, kendi filmimizin finalini güzel bitirmeliyiz.

Kimsenin hayat filmine müdahil olmayalım. Çünkü perde kapanınca ne üzerinde duracağımız bir sahne ne de bizi alkışlayacak bir seyirci olacak. Acısını, derinliğini bilmediğimiz yaraya ne ilaç olalım ne de tuz basalım. Bırakalım da kendi filminde oynasın tıpkı bizim gibi, sizin gibi, herkes gibi. Bazı insanlar acısına tutunup yaşar, bazı insanlar başkalarının acısına tutulup yaşar. Biz kendi yağımızda kavrulalım. İyilik tohumları ekelim yüreklerimize. Kendi manzaramızı güzelleştirelim. Menekşeler dizelim cam önüne, rengarenk sardunyalar dikelim saksılarımıza mesela. İnsanların hayatlarıyla değil, kendi hayatlarımızla meşgul olalım. Örnek olalım içinde kötülük olan insanlara. Unutmayalım, iyiler hep kazanır bu dünyada.

Haftaya bambaşka bir konu ile buluşmak ümidiyle.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Figen canpolat     2020-01-22 Çok çok güzeldi
Güner     2020-01-22 Muhteşem anlayana sivri sinek saz anlamayana davul zurna az
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kiraz'ın çehresi değişiyor
Kiraz'ın çehresi değişiyor
473 çocuğun içi ısındı
473 çocuğun içi ısındı