Advert
Gördüğüne mi duyduğuna mı?
Nesteren KURU

Gördüğüne mi duyduğuna mı?

Bu içerik 104 kez okundu.

İnsanlar gördüğüne mi inanmalı yoksa duyduğuna mı ya da kendi uydurduğuna mı? Dahası, uydurulana mı inanmalı? Yaptı-yapamadı, üstünlük taslamak için sen kimsin mi demeli? Ben henüz aklımı yitirmedim, o sebeple gözümün gördüğüne inananlardanım. Kim kimin hakkında ne konuşursa konuşsun, kim kimi kötülerse kötülesin, "O olmuş, bu bunu demiş, şöyle olmuş, yok efendicağzım böyle olmuş" bir kulağından girmeli, ötekinden aynı hızla çıkıp gitmeli. Allah göz vermiş duyduğunla yetinme, gözün de şahit olsun diye. Yüz tane şahit dikilse önüne, gözünden başka şahit arama bu yeryüzünde. Gözü şahit değilken dili kalem kıran biri olmamayı öğrenmek, en büyük erdemdir.

Sırf birini sevmedin, itici geldi, sana yakın olmadı, herkes sevdi, saygı duydu veya kıskandın diye silip kazıyacağını düşünemezsin. Başaramayacağını anlayınca sırf gözü korksun, kendi dünyasına çekilsin, gözümden uzak olsun diye karşısına geçip "Sen kimsin?" ya da en basit kelimeyle "Sen benim kim olduğumu biliyor musun?" diye kendini daha da gülünç duruma düşürüyorsa insan, geç karşısına kahkahalarca gül.

Sen kimsin? "Bunca zaman beni tanıma zahmetine girmemişsen bir zahmet 'Sen kimsin?' diye de sorma lütfen" der insan. Benim kim olduğumu biliyor musun? Asıl cevabı "Sen kendinin kim olduğundan emin olsan zaten bana sormazsın" olur. "Yok bilmiyorum, hiç de merak etmedim" mi demeli? Düşünsenize, sırf güzel bir evi var diye kalkıp "Sen kimsin?" diye sormak cesaretine sahip insanlar bile oluşuyor zamanla etrafta ya da sırf kendine bir vasıf bulamadığı için önüne gelene "Sen benim kim olduğumu biliyor musun?" diye soranlar. Öyle ki yürürken arkasından sorsan rahmetli dedesinin doğum tarihine kadar söylerler ama sormaya tenezzül eden var mı ya da o sende o kadar etkili bir merak hissi yaratmış mı haberi bile yok.

Gerek kıskançlık duygusu, gerek toplumda yer edinememe kaygısı maalesef insanları had bildirmeye, başkaları hakkında sözler söylemeye teşvik eder hale getiriyor haddine düşmeden hem de. Üstüne bir de kendilerince bir topluluk oluşturup görmediklerini, sağdan soldan yalan yanlış duyduklarını o topluluğa aktarıyorlar. Maalesef inananların sayısı da oldukça fazla oluyor. Kimse çıkıp "Yahu sen bunları neye dayanarak bize aktarıyorsun?" demiyor bile. Bir güzel inanıp "Sen kimsin?"ciliği onlar da oynuyor ve yetmiyor onlar da başlıyor "Sen benim kim olduğumu biliyor musun?"a. Herkes ne kadar da meraklı kim olduğunu başkalarından öğrenmeye.

Kimse gördüğüne inanmıyor artık, duyduğu ile yetiniyor. Karşılarında masal anlatana dönüp demiyor "Sen kimsin?" diye. İç içe geçmiş bir inanmama ve had bildirme kaosu yarışı. Kimse düşünmüyor bizim çabamız ne için, neyi güzelleştiriyoruz, hangi güzel işin uğraşı? Biri birini kıskanıyor, sevmiyor ya da kafaları uyuşmuyor ve amaç, bu kişinin dünyasını dar etmek oluyor. Sanırsın ki sırf onun için yaşıyor. Kendini üstün gösterme çabasından başka bir şey değil. Üstün meziyetli insanlar, asla üstünlük yarışına girmezler. Kendi gözüyle görmediğine inanmazlar. Duydukları ile insan yargılamazlar. "İnsanın kalitesi, kumaşından belli olur" der benim babam. Kaliteli bir insan, kendini kendi meziyetleri ile gösterir ve kabul görür. Kumaşı kaliteli insanlardan olmak dileği ile. Haftaya görüşmek üzere.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Dezenfeksiyon çalışmaları ilçelerde de sürüyor
Dezenfeksiyon çalışmaları ilçelerde de sürüyor
"Ekonomik olarak zayıf günler geçiriyoruz"