Advert
Suya Dayalı Yaşam!
Kuzeyli / Nehir Sayal

Suya Dayalı Yaşam!

Bu içerik 77 kez okundu.

"SAĞLIK SIKINTILARINIZ ne olursa olsun, çözümü beslenme ve yaşama tarzınızda aramalısınız. İlaç dendiğinde aklınıza sadece kaliteli, doğru gıda gelmeli. Su, Tuz, Yağ ve Güneş vücudunuzun temel gıdalarını oluşturur."

 

İnsan sağlığı için oksijenden sonra en önemli ikinci gereksinim sudur. Su, genel bir çözücü ve taşıyıcıdır, bu nedenle insan vücudundaki bütün biyolojik işlemlerin temelinde su vardır.

 

Su aynı zamanda vücut ısısının ayarlanmasına da yardımcı olur.

İnsanlar için vücut ısısının belirli bir düzeyde kalması hayati önem taşır.

 

Hayatınızı bir düşünün, yemek yemeden 6 hafta yaşayabilirsiniz ama su içmeden bir haftadan fazla yaşamanız mümkün değil.

 

Önemlidir: İnsanlar vücut suyunun % 10’unu kaybettiklerinde yaşamları tehlikeye girer, % 20’sini kaybettiklerinde ise ölüm kaçınılmazdır.

 

Ortalama insan vücudunda 38-46 litre kadar su bulunur. Kanın %92'si, kemiklerin %22'si, beynin ve kasların %75'i sudur.

Suyun yüzde 2 oranında azalmasının yorgunluk, dikkat eksikliği, hafızayla ilgili sorunlara neden olduğu bilinir.

Suyun Önemi;

İnsan vücudu büyük oranda sudan oluşmaktadır. Vücudumuzdaki su oranı yaşam sürecimiz boyunca değişim göstermektedir.

Yeni doğan bir bebekte vücut ağırlığının %75’i sudan oluşmakta iken bu oran çocuklarda %70, yetişkinlerde %60 ve yaşlılarda %50 şeklindedir.

Yetişkin bir insan, bir kısmı yiyeceklerden karşılanmak üzere günde 2-3 litre suya ihtiyaç duyar.

 

Suyun insan vücudunda çok önemli işlevleri vardır. Bu işlevleri şöyle sıralayabiliriz:

• Su biyolojik bir çözücüdür ve bu çözücü rolüyle vitaminlerin ve minerallerin hem vücutta taşınmasını, hem de çözülmesini sağlar.

• Su vücut sıcaklığının düzenlenmesinde çok önemli bir rol oynar.

• Derinin nemlenmesinde, toksinlerin atılmasında ve vücudun temizlenmesinde temel bir görev üstlenir.

• Böbreklerin çalışmasını kolaylaştırır.

• Kayganlaştırıcı bir madde olması nedeniyle birçok organın gerektiği gibi çalışmasını sağlar.

• Su, kasların dengesini sağlayarak kasılma anındaki doğal fonksiyonlarını düzenlemeye yardımcı olur.

• Vücudun zararlı maddelerden arınmasını sağlar.

• Sindirimi kolaylaştırarak yemek sonrası şikâyetleri azaltır ve besinlerden maksimum yararlanmamızı sağlar.

• Oksijen olmadan hiçbir madde yanamaz, vücutta da besinlerin yakılması buna bağlıdır, suyu yeterli tüketen kişilerde kandaki oksijen dokulara yeteri kadar sağlıklı bir şekilde taşınabilir dolayısıyla yağ yakılımını hızlandırır.

• Hücrelere oksijen ve besin öğelerinin taşınmasını, ayrıca atık ürünlerin taşınarak böbreklerden atılmasını sağlar.

• Ağız, göz ve burun gibi vücut dokularının nem dengesini korur.

• Bağışıklık sisteminin verimli çalışabilmesini sağlar.

• Dışarıdan yeteri kadar su alınmadığında hücreler suyu bünyelerinde tutarak ödem oluşturur. Bu nedenle vücutta oluşabilecek ödemin önlenmesinde önemli rolü vardır.

 

Su tüketimi;

Böbrekler, kalp ve karaciğer başta olmak üzere bütün organlar için hayati önem taşıyor. Vücuda yeterli miktarda su alınmaması pek çok önemli sağlık sorununun yanında yorgunluk, dikkat güçlüğü ve hafıza bozuklukları gibi durumlara yol açıyor.

 

İnsan vücudunun su içeriği yaş, cinsiyet, boy uzunluğu, vücut ağırlığı ve fiziksel aktiviteye göre değişir. Çocukların vücudunun su oranı yüksektir ve yaş ilerledikçe suyun yerini yağ dokusu almaya başlar. Dolayısıyla yaş ilerledikçe suyu daha çok tüketmek gerekir.

 

Ne kadar SU içmeliyiz?

Su ihtiyacı, kişiye göre değişir.

Bebek ve çocuklarda vücudun harcadığı her kalori başına 1,5 ml. suya gereksinim vardır (ortalama 1-1,5 litre).

Yetişkin bireylerde ise ortalama iki-üç litre suya ihtiyaç vardır.

Sağlıklı bir kadının günde 10 bardak, erkeğin ise 14 bardak su içmesi öneriliyor. Hamileler, ağır işte beden gücüyle çalışanlar ve sporcuların sıvı ihtiyacı ortalama üç-üç buçuk litredir.

 

Yorgunluğun temel nedeni SU Kaybı;

Beynin yüzde 95’i ve akciğerlerin de yüzde 90’ının su olduğunu ifade eden hekimler, “Vücutta birbiri ile bağlantılı olan bütün sistemler suya ihtiyaç duyar ve yeterli su alamadığında görevlerini tam olarak yerine getiremez.

 

Vücutta bulunan suyun yüzde 2 oranında azalması sonucu yorgunluk, dikkat eksikliği, hafızayla ilgili sorunlar ortaya çıkar. Gün boyu devam eden yorgunlukların en önemli kaynağı sıvı azalmasıdır” diye ortak noktada birleşirler.

 

Peki, başka içecekler;

Hayati fonksiyonların sağlıklı bir şekilde yerine getirilebilmesi için yeterli miktarda suyun tüketilmesi gerektiği belli bir detaydır.

 

Günde 8-9 bardak veya 2-2,5 litre su tüketmenin vücudun su ihtiyacını karşılamaya yetecektir.

 

Suyun tadını sevmeyenler ya da mide bulantısı yaşayanlar; meyve dilimleri veya havuç, kereviz gibi sebzelerle suyu tatlandırabilir.  Çay, kahve gibi içecekler vücuttan su atımını artırdığı için suyun yerine konulmamalıdır.

 

Özellikle yazın suya daha bir önem vermek gerekir. Çorba, ayran, komposto, taze sebze ve meyvelerle ortalama 750 ml. sıvı gereksinimimiz karşılanabilir, geri kalan sıvı ihtiyacı mutlaka su olarak karşılanmalıdır.

 

Böbreklerin Su ile Korunması;

Yeterli su tüketmemenin en önemli etkisinin su ile beslenen böbreklerde görülür. Vücutta oluşan üre, kreatin ve ürik asit gibi zararlı maddeler su ile seyreltilip böbreklerden atılır. Yeterli su miktarının olmaması idrar akımını yavaşlattığı için idrar yolu iltihapları ve böbrek taşları, ilerleyen durumlarda ise böbrek yetmezlikleri oluşabilmektedir

 

Susamayı beklemeyin;

Gün içerisinde susamadan su içilmesinin yeterli miktarda su alınmasına yardımcı olur.  İdrar renginin gün içerisinde yeterli su içilip içilmediği hakkında fikir verdiğine işaret eden hekimler,

Önemlidir: “Koyu renk ve kıvamda bir idrar vücudun suya ihtiyacı olduğunun en önemli göstergesidir.

İdeal su miktarının kişinin gün içerisinde yaptığı aktivitelere, hava sıcaklığına bağlı olarak dengelenmesi gerektiğini de belirtirler.

SU tüketimini arttırmanın yolları;

• Gün içerisinde kahve arası yerine su molası verin. Çalışma masanızda, yatağınızın başında 1 su bardağı ve bir sürahi içinde su bulundurun.

• Yemeklerinizi ve ara öğünlerinizi su, süt, ayran, taze sıkılmış meyve suyu ile tamamlayın ya da öğünlerinize çorba ile başlayın.

• Seyahatleriniz boyunca yanınızda su bulundurun.

 

Su ve Cilt;

Vücudun en büyük organı olan derinin suya ihtiyacı oldukça fazladır.

Dolaşım sisteminin deriye yeterli su getiremediği yani yeterli su tüketilmediği durumlarda hücre içi suyunun azaldığını, derinin onarım hızının düştüğünü bilinir.

 

Önemlidir: Sağlıklı, yumuşak, nemli ve yaşlanmanın etkilerinin görülmediği bir cilt için günlük su tüketimine dikkat edilmesi çok önemlidir.

 

Ya Vücudumuz Susuz Kalırsa?

Yorgunluk: Su vücudunuzdaki en önemli enerji kaynaklarındandır. Dehidratasyon (susuz kalma) vücudu yavaşlatan enzimatik aktiveteye sebep olarak yorgunluk ve halsizliğe yol açar.

Astım ve Alerjiler: Dehidratasyona maruz kalan vücut sudan tasarruf etmek için havayollarını daraltıyor. Siz daha susuz kaldığınızı hissetmeden histamin bu durumun farkına varıyor ve salgısını arttırıyor.

 

Yüksek Kan Basıncı: Vücut normalde tam olarak su ihtiyacını karşıladığında kanın %92’si sudur. Vücudun susuz kaldığı zamanlarda ise kan kalınlaşarak akışı sırasında dirence sebep olur ve buda kan basıncının yükselmesi ile sonuçlanır.

 

Cilt Problemleri: Dehidratasyon deri yoluyla toksinlerin atılmasını bozmakta ve her türlü cilt problemi için savunmasız hale getirmektedir; dermatit, sedef, kırışıklık…

 

Yüksek Kolesterol: Vücut susuz kaldığında kolesterol seviyesini arttırarak hücreden daha fazla su kaybını önlemeye çalışır.

 

Sindirim Bozuklukları: Su ve alkali (kalsiyum ve magnezyum)  minerallerin eksikliği gastrit, ülser ve reflü gibi birçok sindirim sistemi problemine yol açar. 

 

Mesane ve Böbrek Bozuklukları: Toksin ve atık asit birikimi bakterilerin gelişmesi için ortam sağlar, buda böbrek ve mesanede  inflamasyon, ağrı ve enfeksiyona daha yatkın olması ile sonuçlanır.

 

Kabızlık: Suyun eksikliğinde, vücudun kritik fonksiyonları için su sağlama görevi kalın bağırsağındır. Su yetersiz kaldığında atık maddeler bağırsak içinde çok yavaş ilerlemeye başlar buda kabızlığa yol açar.

 

Eklem Ağrısı ve Sertlik:  Bütün eklemlerde büyük bir kısmı sudan oluşan  kartilaj yastıkçıkları vardır. Vücut susuz kaldığında kartilaj zayıflar ve eklem tamiri yavaşlar böylelikle ağrı ve rahatsızlık hissi oluşur.

 

Kilo Alma: Vücudunuz etkin bir şekilde toksinleri elimine edemez ve yağ hücrelerinin içinde saklar. Bunun yanında eğer vücut yeterli su ile toksinlerin güvenli bir şekilde atamıyor ise yağ hücresini serbest bırakmaz.

 

Vakitsiz Yaşlanma: Kronik olarak vücut susuz kaldığında, organlar ve hatta vücudun en büyük organı olan deride kırışıklık başlar ve erken yaşlanma belirtileri verir.  

 

Önemlidir:

  • Susadığınız zaman vücut (susuz kalmış) dehidrate olmuştur.
  • Yemek öncesi içilen su porsiyonlarınız küçülmesine ve dolayısıyla daha kolay kilo kaybetmenize yardımcı olur.
  • Araştırmalar göstermiştir ki eğer yıl boyunca su tüketiminizi günlük 1,5 litre olursa, extra 17,400 kalori yakarsınız buda yaklaşık olarak 2 buçuk kiloya denk gelir.
  • Sadece su içmeniz gerekir, diğer tükettiğiniz sıvıların bir kalorisi ve şeker içeriği vardır. Sadece suyun kalorisi ‘0’dır.
  • Soğuk su içmek metabolizmanızı hızlandırır ve kalori yakar. Hızlanan metabolizmanın etkileri ilk 10 dakikada başlar ve 30-40 dakika sonra maksimuma ulaşır. 
  • Unutkanlık, konsantrasyon bozukluğu, baş ağrısı, kabızlık, saç dökülmesi ve kepeklenme, emziren kadınlarda süt azlığı, kas krampları, böbrek fonksiyon bozuklukları, idrar yolları enfeksiyonu, böbreklerde kum ve taş oluşumu.

 

 

 

 

Yarın yine kaldığımız yerden devam etmek üzere, sağlık ve afiyette olunuz inşallah Sevgiler  

 

Sende Yorumla...
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Şehit anneleri unutulmadı
Şehit anneleri unutulmadı
Kiraz'da yetimler unutulmadı
Kiraz'da yetimler unutulmadı