Advert
Nerede o eski Ramazanlar -2
Mehmet KAMER/Han Kahvesi

Nerede o eski Ramazanlar -2

Bu içerik 17 kez okundu.

Çınarların altı, Kiraz'ın en serin köşelerinden biridir. Oruç tutanlar, serinlemek için tarihi çınarların altında oturur; kimi sohbet eder, kimi gazete okur, kimi de domino taşı oynardı. Ramazan ayı geldiğinde lokantalar, pastaneler ve kahveler kapanırdı. Meyhaneler de Ramazan boyu mekanlarını kapatırlardı. Birçoğu da Ramazan ayında tadilata girerdi. Ne güzeldi o eski Ramazanlar. Sarhoşun bile Ramazan bereketinden nasiplenmeye çalıştığı yıllar. Daha çok yaza denk gelen Ramazanları hatırlıyorum. Kış aylarında günlerin kısa ve havaların soğuk olmasından dolayı genellikle evlerde olurduk. Sanırım bu yüzden olsa gerek, kışa dair belleğimde Ramazan hatırası yok.

Ramazan ayının son günlerinde İzmir-Yeşildere'den Kiraz'a bir ama hafız gelirdi. Adı Hafız Nesimi idi. II. Abdülhamit Han'ın hafızlarından olduğu söylenir. Topkapı Sarayı Kutsal Emanetler Dairesi'nde yıllarca Kuran okuduğunu kendi ağzından duymuştum. 90 yaşının üzerinde, heybetli bir adamdı. Yüzünde şarapnel izleri vardı. Doğuda Ermenilerle yapılan çatışmalarda görev almış bir subaydı. Hafız Nesimi, bu çarpışmalar sırasında yüzünden yara almış bir gazimiz idi.

Hafız Nesimi Amca, Ramazan ayının son günlerine doğru önce Ödemiş'e gelirdi. Ödemiş eşrafından Güven ailesinin misafiri olurdu. Sonra da Kiraz'a gelirdi. İlk zamanlar Hacı Ahmet Efendi'nin misafiri olan Hafız Nesimi, onun vefatından sonra Yusuf Hoca'yla tanışır. Bu tarihten sonra aralıksız olarak 22 sene her Ramazan'da Yusuf Hoca'nın misafiri olmuştur. Onu İsabey Camii'ne ben götürür getirirdim. Onunla çok sohbetlerim oldu. O yıllarda İstanbul'da üniversite öğrencisiydim. Bana, "Oğlum Mehmed Efendi, öğretmen olma sakın, müftü ol" derdi. Genellikle büyüklerimin sözünü dinleyen birisiyim fakat ben tercihimi öğretmenlikten yana kullandım, halen de öğretmenim. İyi ki öğretmen olmuştum. Bugüne kadar binlerce öğrenciye ışık olmaya çalıştım. Bundan daha güzel bir bahtiyarlık olur mu? Galiba bu işler, biraz da nasip meselesi.

Ben onu yatsı ezanına 45 dakika kala camiye getirir, müezzin mahfeline oturturdum. Babam, müezzinliği ona devrederdi. Hafız Nesimi Amca, yatsı namazı dışında hep evde olur ve yaşı gereği pek dışarı çıkmazdı. Sesi gür ve yanık olan Hafız Nesimi Amca, teravih namazı aralarında kaside ve ilahiler okurdu. Enderun müezzinliği yapmış bir Osmanlı beyefendisi idi Nesimi Hafız. Sesinin terbiyeli olması ve birçok makamı bir arada icra etmesinden dolayı cemaat şad olur, onu pür dikkat dinlerdi. Hayırseverler, ona zekat ve fitrelerini verirlerdi. Rahmetli annem, o geldiğinde telaş yapar ne hazırlayacağını bilemezdi. Onun sevdiği yemekleri hazırlamaya gayret ederdi. Annem, Nesimi Hafız'ın çok duasını almıştır. Hafız Nesimi ile ilgili bir yazı hazırlığında olduğumu da size duyurmuş olayım.

Yaz ayları sıcak geçtiğinden namazlar, genellikle camilerin son cemaat yerlerinde kılınırdı. İftar saati yaklaştığında bazı aileler, evde hazırladıkları ikramları camiye gönderirlerdi. Bunlardan biri de Rahmetli Mehmet Çatal, namı diğer Milli Mehmet'tir. İsabey Camii cemaatinden olan Milli Memed'in bakkal dükkanı, İsabey Camii'nin karşısındaydı.  Evimiz, İsabey Camii'ne çok yakındı. Yaz tatillerinde Milli Memed'in bakkal dükkanında yardım ederdim. Milli Memed, babamın hasbi dostlarındandır. Yıllarca Kirazspor'da top oynadığından Milli Memed olarak tanırdı onu herkes.

Ramazan'da her akşam iftara yakın, İsabey Camii girişine iftarlıklar bırakırdı. Ben onun bakkal dükkanını, Ödemiş Eşmenler Caddesi'ndeki Osman Efendi'nin dükkanına benzetirim. İğneden ipliğe her şeyin bulunduğu tarihi bir dükkandır. Hani Ödemiş'te meşhur Barakacı Mehmet vardır. Muzipliği ve hazır cevaplılığıyla bilinen Barakacı Mehmed'in ilginç bir hikayesi vardır. Biri müşteri gelir Barakacı Mehmed'in dükkanına, "Minare gölgesi ve şeytantırnağı var mı?" der. Mehmet Amca, "İkisi de var, yalnız biraz bekleyeceksin" der müşterisine. İkindi ezanı okunur, hala Barakacı Mehmet'ten ses seda yoktur. Neden sonra Barakacı Memed, elinde bir paketle gelir. Köylü sormadan edemez. "Neden bu kadar beklettin Mehmet Amca?" der. Barakacı Memed, çok muzip esnafmış. "Minare gölgesi için ikindi ezanının okunmasını bekledim. Şeytantırnağı için de arka tarafta bulunan depoyu süpürdüm. Neyse ki birkaç tane şeytantırnağı buldum" der. Adam, siparişlerini alır ve oradan ayrılır.

Milli Memed'in de dükkanı aynen böyleydi. Dükkanının girişinde 'Şaşkın Bakkal Mehmet Çatal' yazılı bir tabelası vardı. Hey gidi günler hey. Parası olan da olmayan da dükkandan boş çıkmazdı. Garip gureba dostu, cömert bir insandı Milli Memed. Pakize Sultan, hemen hemen her gün Milli Memet'ten beş şekerli çayını içer, arasına lokum konulmuş bisküvisini de yemeden gitmezdi. Yabancı bir misafir Kiraz'a gelmişse ve oruçsa bu iftarlıklardan yiyerek bir güzel karnını doyurabilirdi. Yatacak yeri olmayanlar, cami görevlisinin izniyle Allah'ın evinde misafir olarak kalırdı.

Birçok kişi camiye iftarlık gönderdiğinden iftar menüleri hayli zengin olurdu. İftar saatinde oruçlar açılır, ikramlar yenir, ardından da akşam namazı kılınırdı. Akşam namazına yakın Pakize Sultan (Deli Pakize), caminin kapısında belirirdi. Ben camiye gelen ikramlardan Pakize'ye vermek isterdim. Katiyetle almaz, saatini göstererek iftar saati daha gelmedi demek isterdi. Deli Şükrü'yü her daim caminin avlusunda görmek mümkündü. Camiinin tuvaletlerini bekler, geçimini oradan sağlardı. Yaz günlerinde akşama kadar cami avlusunu yıkar çiçekleri sulardı.

Yeri gelmişken, şair ve yazar Nurşen Kaygısız'ın 'Kiraz' şiirinden bir bölümü aktarmak işitiyorum. "Her şeye gülen insanlar / Ya çözmüştür varlığın sırrını dâhidir / ya bilmiştir varlığın anlamsızlığını delidir." Meslektaşım Nurşen Hanım'a buradan selamlar gönderiyorum.  Ramazan ayının bereketi üzerinize olsun. Selam ve muhabbetle, sağlıcakla kalınız.

 

Sende Yorumla...
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Şehit anneleri unutulmadı
Şehit anneleri unutulmadı
Kiraz'da yetimler unutulmadı
Kiraz'da yetimler unutulmadı