Advert
Nerede o eski Ramazanlar- 4
Mehmet KAMER/Han Kahvesi

Nerede o eski Ramazanlar- 4

Bu içerik 32 kez okundu.

Hiç unutmam, Dünya Kupası'nın oynandığı bir yaz günüydü. Kiraz'da en hızlı teravih namazını Yozgatlı Hacı Hasan Hoca kıldırıyordu. Teravih namazı kılmak isteyen gençler, Akkavaklar Camisi'ne akın ederlerdi. Hasan Hoca; yapısı gereği tez canlı, gençle genç, yaşlıyla yaşlı olan, kafa dengi bir kişiliğe sahipti. Onu çok severdi gençler. Genellikle onun camisine giderlerdi Ramazan akşamları. 13 dakikada teravih namazı kıldırdığını bilmeyen yoktu.

Gölbaşı Camii İmamı Ali Erkan Hoca da teravih namazını hızlı kıldırırdı. Bazı gençler de onun camisine giderlerdi. Göçmenler Camii İmamı Ali Duran Hoca, onlardan geri kalmazdı. Bir kısım gençler de onu tercih ederlerdi. Aslında cami imamlarının gençleri camilere çekmek için uyguladıkları bir yöntemdi bu.

Ramazan akşamlarının diğer eğlenceli tarafı, bazı gençlerin her gün farklı camilere gitmeleriydi. Her gün bir başka camiyi ziyaret eder, teravih kılarlardı. Ben, o eski Ramazanları özlüyorum. Teravih namazından çıkıldığında mahşeri bir kalabalık, cadde ve sokakları doldururdu. Bilhassa kadın cemaati çoktu İsabey Camii'nin. Bazı zamanlar İsabey Camii'nin mimarisine ezan okumaya çıkardım. O yıllarda ezanlar, minarelerden okunurdu. Ezan-ı Muhammedi, döne döne okunurdu minarenin şerefesinde. Minarenin kapısı, kıbleye bakardı. Ezan okumaya oradan başlar, yine aynı noktada bitirirdik. Minareye çıktığımda Barut Karısı Rabia Ninemi görürdüm önce. Tespihi ve Mushaf'ı elinden hiç düşmez, sürekli okurdu. Beni çok sever, ezan okumam için sürekli teşvik ederdi. "Memed Efendi, buban gibi pek güzel ezan okuyon, bi ezan oku da dinleyelim gari" derdi. Onunla göz göze gelirdim minarede. Evinin bahçesinden işaret diliyle bir şeyler anlatmaya çalışırdı. Rahmetli, güngörmüş ve dindar bir Osmanlı kadını idi. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun. Onlara layık olabilmek için kendi usulümce, babamı da taklit ederek ezan okumaya çalışırdım.

Yarım asır önce İsabey Camii'nin kadın cemaati idi onlar. Kimimizin annesi, ninesi, kayınvalidesi, teyzesi, ebesi, sütannesi ya da sokağımızda komşularımızdı onlar. Hatırlayabildiğim kadar isimlerini zikrederek yad etmek istiyorum. Rabia Nine, Hürü Nine, Abide Nine, Lefter Şükrü'nün karısı Sultan Hanım, rahmetli annem Cemile Fatma Hanım, Konyalı karısı Fadime Hanım, Okka oğlu Hasan'ın karısı Hayriye Hanım, Kasap Ahmet'in karısı, Sağırın Karısı Hatice Hanım, Müezzin Ali Oğuz'un karısı Döne Hanım, Mustafa Çavuş karısı Melahat Hanım, Dumanlı Ali Karısı Rüveyda Hanım, Dağlı Kadir'in karısı, Koca Göbek karısı Güzel Hanım, Pabuççu Ali Usta kızı Ülfet Hanım, Ebe Münire Hanım, İğneci Hayriye Hanım ve kardeşi Safiye Hanım, Güdük Fadime, Bahriye Hanım, Arap Kemal'in karısı Şükran Hanım.

Onlar, genç kızlarımızın terbiyesi ve dini eğitimlerinde rol model olmuş annelerimizdi. Birçoğu rahmetli oldular. Kiraz'ın manevi dinamikleri, özü ve sözü güzel insanlardı onlar, ebedi yurtlarına sefer eyleyip göçüp gittiler. Bir Fatiha okuyarak ruhlarını şad edelim inşallah.

Teravih namazından sonra İsabey Camii'nin karşısında Bursalının (Mehmet Amca) kahvede sahura dek oturulurdu. Bursalı Mehmet Amca yalnız çalışırdı. Ocakçılık yapmaktan servis yapmaya yetişemezdi. Ben, çay servislerinde Bursalı'ya yardım ederdim. Bursalı Mehmet Amca kahvesini kapattıktan sonra caminin hemen yanı başına Koreli Mustafa çay ocağı açmıştı. Koreli'nin çay ocağı; Ramazan ayı başında açılır, Ramazan sonunda ise kapanırdı. Koreli Mustafa, hocaları çok severdi. Çay içildikten sonra sohbetler de koyulaşırdı. Koreli Mustafa, gündüzden soğuttuğu karpuz başta olmak üzere mevsim meyvelerini ikram ederdi. Sohbete katılanlar arasında Kiraz'ın eşrafından önemli kişiler, devlet memurları ve halktan bazı kişiler olurdu. Bu sohbetlere katılımlar, bazen 20-25 kişiye ulaştığından birkaç masa bir araya getirilerek büyükçe bir sohbet meclisi oluşturulurdu.

Eski cumhuriyet savcıları Reşat Petek, Hüseyin Boyraz, Hakim Celal Kocabaş, Müftü Veli Çömçe, Nüfus Müdürü Zeynel Abidin Dadaş, Doktor A.Yaşar Genç, Milli Eğitim şube müdürlerinden Hüseyin Gamlı ve Mahmut Özsoy, eski belediye başkanlarından Yaşar Sarı, Ahmet Faruk Niğde, Kiraz Lisesi Müdürü Mesut Demirtaş, öğretmenlerden Mustafa Çağıran, Selahattin Fidan, Osman Gökçen, İsmet Okka, din görevlilerinden Yusuf Kamer Hoca, Muzaffer Yatağan Hoca, Abdullah Yalçın Hoca, Ali Oğuz Hoca, Şemsilerli Ali Duran Hoca, Ali Erkan Hoca, Yozgatlı Hacı Hasan Hoca, cami cemaatinden Postacı Alaattin, Sami Orhan, Ferit Gökçe, Nuri Karakulak, Nurettin Kanat, Sivaslı Halit Demir, Ali Kör, Mehmet Çatal, Selahattin Tekbıçak, Suludereli Kadir Amca, şehit babası Avni Uysal, Almanyalı Mazhar Amca, Turan Artun ve daha ismini hatırlayamadığım kişiler, Ramazan sohbetlerinde yer alırlardı.

Bu sohbet meclislerinde Pakize Sultan mutlaka olurdu. Hatta gelmediğinde herkes birbirine sorardı. Onun çayı, her zaman beş şekerli olurdu. Sohbetler, gecenin geç saatlerine kadar devam ederdi. Ertesi günü mesaisi olanlar erken ayrılır, diğerleri sahura dek sohbet ederdi. Genellikle dini sohbetlerin yapıldığı gecelerde Hakim Celal Kocabaş, Cumhuriyet Savcısı Hüseyin Boyraz ile rahmetli Müftü Veli Çömçe beylerin yaptığı sohbetler ilgiyle dinlenirdi.

Geçmiş Ramazan Bayramınızı tebrik ederim. Allah, bayramların gerçek manasını idrak etmeyi, oruç ile ruhunuzu bayram neşesiyle de dünyamızı süslemeyi bize nasip eylesin. Selam ve muhabbetle, sağlıcakla kalınız.

 

Sende Yorumla...
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ormandan zehir çıktı
Ormandan zehir çıktı
Fakültenin projesine milyonluk destek
Fakültenin projesine milyonluk destek