Advert
ESKİ GENCERLER
Mehmet KAMER/Han Kahvesi

ESKİ GENCERLER

Bu içerik 61 kez okundu.

Gencerler, eskiden Ramazan ve Kurban Bayramlarında yöreye göre faklı günlerde kurulan panayırlara denirdi. Beydağ’da kızlar genceri, Ödemiş’te bayramın üçüncü günü kurulan gencerler meşhurdu. Batı Anadolu’ya has bir bayram kültürü olan gencerlerin nereden geldiği ise tam olarak bilinmemekle beraber, bu geleneğin Orta Asya’dan Anadolu’ya gelen Türkmenler tarafından getirildiği yönünde görüşler de vardır. Gencerler, 600 seneden beri bu toraklarda kutlanmaktadır. Gencer bayramları Ramazan Bayramının farklı günlerinde, bazı yörelerde ise Kurban Bayramının son gününde olurdu. Kiraz’da gencer, Ramazan Bayramının ikinci günü kurulurdu. Çocuklar gencer günü harcamak için bir iki ay evvelinden para biriktirmeye başlarlardı. Gencer geldiğinde biriktirdikleri tüm paraları harcarlar, dönüşte ise köylerine yayan giderlerdi. O tarihlerde Kiraz’da birkaç araba vardı. Bu arabalar gencer günlerinde, Köprübaşı’ndan Okkataşı’na kadar 10 kuruşa yolcu götürüp getirirlerdi. Vatandaşlar çocuklarını bu dolmuşlara bindirebilmek için kuyruğa girerlerdi. Bu kısa yolculuk o günlerin vazgeçilmez bir eğlencesi, farklı bir tutkusuydu.  1950’li yıllarda Aşçı Aziz amcanın lokantası meşhurdu. Birgili Aziz amca güngörmüş, Birgi Rüştiyesi mezunu, gelenekli bir aileden gelen görgülü ve münevver bir insandı. Onun lokantasında kıymalı yumurta yemeği meşhurdu. O günlerin en lezzetli yemeği idi kıymalı yumurta. Gencere gelenler Aziz amcanın lokantasında yemek yemeyi tercih ederlerdi.[1]                                            O tarihlerde 1kg. Francala ekmeği 30 kuruş idi. Dolmuşlar Kiraz’dan Ödemiş’e 35 kuruşa yolcu götürüyorlardı. Ekmek mi ucuz idi, yoksa minibüs fiyatları mı pahalı idi? Varın buna siz karar verin. Bayramlar köyde olurdu, Gencerler ise şehirde. Gencerlerde Lunapark kurulurdu. Tahta dolaplar ve atlıkarıncalar gelirdi Ödemiş’ten. Gencerler, genç kızların, delikanlıların ve çocukların bayramıydı. Kiraz’da gencer, Cumhuriyet Mahallesinde bugünkü pazar yerinde kurulurdu. Horozlu şekerler, elma şekerleri ve macunlar satılırdı gencer’de. Kelletepeli Hüseyin amcanın macunu çok meşhurdu, her renkten macunlar yapardı. Hüseyin amca gencerlerde macun satardı. Pamuk şekeri, elma şekeri ve horoz şekeri satanlar ise Ödemiş’ten gelirlerdi. Sirk, gencerlerin vazgeçilmez eğlencelerindendi. Sirkte yılan gösterilerinden cambazlara, çarpışan arabalardan denizkızına kadar her şey vardı. Eski gencerlerin birinde yılan gösterisi yapan adama yılan sokmuş ve acil olarak hastaneye kaldırılmıştı. Bu olay halen Kiraz’da anlatılır. Akıbeti ne oldu bilinmez ama kulaktan kulağa anlatılan şey ise, sirk çalışanlarından birinin; ‘bu yılan bizim yılanlardan değil, bizim yılanlar zehirsizdir. Bu yılan dışardan gelmiş olmalı’ demiş olmasıdır. Sirke denizkızı getirirlerdi. Hatta denizkızı görmek için izdiham bile olurdu. Sirke iki buçuk liraya girilirdi. İki buçuk lira o tarihlerde iyi paraydı. Bir de karnından hançer sokulmuş bir adamın gösterisi vardı ki, sirkin bir numarası bence o gösteriydi. Hançer, adamın bir tarafından girer, diğer tarafından çıkardı ve adam kanlar içinde kalırdı. Çok sonraları öğrenmiştik bunun bir illüzyon gösterisi olduğunu. Bizim gözlerimizi boyamışlar farkına bile varamamışız. Düşünsenize Kiraz’ın köylerinden gelerek bu gösterileri izleyenleri. Aylardır gencere gelmeyi bekleyen çocuklar, genç kızlar ve delikanlılar hatta yavuklular için bu eğlence panayırı o günün şartlarında çok şey ifade ediyordu. Gencerlerde tanışan bazı gençlerin evlendikleri bile olurdu. Beydağ Beyköy’de kurulan gencerin adı Kızlar Gencer’idir. Yüzyıllardan beri yaşatılan geleneğe göre genç kızlar ve erkeklerin birbirleriyle tanıştıkları ve sonrasında evliliğe ilk adımlarını attıkları yerdi Kızlar Genceri. Bir de motorcular olurdu sirklerde. Dar bir silindir tünelin içinde yukarıdan aşağıya, aşağıdan yukarıya motosiklet sürerlerdi. Onların gösterileri yüreğimizi ağzımıza getirirdi, çok heyecanlanırdık. Sirklerin olmazsa olmazı sihirli boy aynaları idi. Aynaların karşısına geçer gülerdik. Daha sonraları İzmir Fuarına gittiğimde sihirli aynaları orada da görmüştüm.  Gülmek ne kelime kahkahalara boğulurduk. Aynalar zayıfı şişman, şişmanı ise zayıf gösterirdi. Şişman ve kilolu olanlar zayıf gösteren aynaların karşısında poz verirlerdi. Bazı aynalar ise boyları kısa veya uzun gösterirlerdi. Kafalar büyük, burunlar uzun, kulaklar kepçe gibi gözükürdü bu sihirli aynalarda. Ben gülmekten bayılanları bile gördüm aynaların karşısında. Televizyon geldikten sonra bu eğlencelerin hepsi bitti. O yıllarda Kiraz’da bir kışlık, iki de yazlık olmak üzere üç tane sinema vardı. Sinema anılarımı başka bir yazımda ele almaya çalışacağım. Tüm okuyucularıma, aile efradınızla huzur içinde geçireceğiniz sağlıklı bayramlar diliyorum, kalın sağlıcakla.

 

[1] Bu bilgiler Kiraz İsabey Camii Emekli Müezzini Yusuf Kamer’den derlenmiştir.

Sende Yorumla...
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Dünya Kahvaltı Günü’nde Kiraz protokolü buluştu
Dünya Kahvaltı Günü’nde Kiraz protokolü buluştu
Şiddetli yağış heyelan getirdi
Şiddetli yağış heyelan getirdi