Advert
Rabia Nine-II
Mehmet KAMER/Han Kahvesi

Rabia Nine-II

Bu içerik 129 kez okundu.

Torunu Mehmet Deniz Barut, o yılları şöyle anlatıyor: “Ninemin evinde dokuma tezgahı vardı. Dokuma tezgahı, elle ve ayakla çalışırdı. Yün ipleri kökboyasıyla kendi boyar, sonra tele asar kuruturdu. Eski usulde boyadığı yün ipler, dokuma tezgâhında kilime dönüşürdü. Ninem, boynuzla kan alma işi de yapardı. Eskiler, bu işleme hacamat derler. Hatta Peygamberimizin hacamat yaptırdığını, hacamatın sünnet olduğunu bana ninem anlatmıştı. Hacamat, boynuzla yapılırdı. Keçiboynuzunun tepesi delik olurdu. İnce koyun derisinden halka şeklinde kesilen deri, boynuza bağlanır ve kurumasın diye de ıslatılarak kullanırdı. İspirtolu pamukla kan alınan yer, güzelce temizlenirdi. Hacamat o yıllarda çok yaptırılırdı. Nazara gelenler, nineme nazar duası okuturlardı.  Ninem, halk arasında ‘barut karısı’ lakabıyla tanınırdı.”[1]

Mehmet Deniz Bey’e verdiği değerli bilgiler için teşekkür ediyorum.

Rabia Nine’nin benim ailemde çok önemli bir yeri vardır. Özellikle Ramazan ayı ve kandil gecelerinde camiden dönüşte Rabia Nine ve komşu kadınlar, bizim eve gelerek sabaha kadar ibadet, tesbihat yaparlar, Kur’an okur ve dua ederlerdi. Duaları genelde Rabia Nine yapardı. Kadınlar arasında saygın bir yeri vardı. Dini bayramlarda akraba ziyaretinden önce Rabia Ninemizi ziyaret eder, onun hayır ve duasını alırdık. Kiraz’dan tahsil için her ayrıldığımda onun yanına mutlaka uğrar hayır duasını alırdım. Bu, ailemizin köklü bir geleneğiydi.

Bir Eylül İlkokulu, Rabia Ninemizin hemen karşısında bulunuyordu. Teneffüslerde zaman zaman ona gider, ikramlarından yer içerdik. Yaz tatillerinde Kiraz’a her geldiğimde benim ezan okumamı çok isterdi. Ben de onu kırmaz, ezan okurdum. Minarenin şerefesinde ezan okurken evinin bahçesinden bana bakardı. Uzaktan da olsa selamlaşırdık. Deli Pakize, İğneci Hayriye’nin Samiye, Münire teyzenin Perihan, Rabia Nine’nin etrafında olurlardı. Onları yedirir, içirir, ihtiyaçlarını karşılardı. Benim ve ailemin üzerinde onun duası çoktur. Sözün özü Rabia (Ana) Nine, bir Osmanlı kadınıydı. Rabia Nine; Osmanlı’nın son döneminde dünyaya gelmiş, gençliğinde Cumhuriyet’in ilanını görmüş, eski kültürle yeniyi harmanlamış bir anamızdır. Hem yeni hem de eski yazıyı bilirdi. Duasında Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını rahmetle anardı. Savaş yıllarını görmüş biri olarak Çanakkale destanını, savaş hikayelerini bize anlatır nasihatler verirdi. Güzel şiirler okurdu. Okuduğu şiirleri keşke not edebilseydim. Kur’an elinden düşmezdi. Gençleri Kur’an öğrenmeye teşvik eder, komşularına Kur’an öğretirdi. Herkese faydalı olmaya çalışır, eli ve evi dolu cömert bir kadındı.

Onlar; fazilet timsali, dindar ve meziyetli insanlardı. Bugün onları çok arıyoruz. Bir şairin dediği gibi, ‘İyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler.’ O fazilet timsali Osmanlı kadını, uzun ve ibadetle geçen örnek bir hayat yaşadı. Geride onu hayırla yad edeceğimiz güzel hizmetler ve evlatlar bıraktı. Ona yetişen ve hikayeleriyle büyüyen biri olarak kendimi çok şanslı görüyorum. Onun aziz hatırasını yaşatmak ve onu bugünkü nesillere tanıtmak için bu yazıyı kaleme aldım. Nur içinde yatsın, kabri cennet bahçelerinden bir bahçe olsun. Rabia Ninemize Allah’tan rahmet ve mağfiret diliyorum.

Sevgili okurlarım, yazılarımda Kiraz’la ilgili farklı konulara değinmeye çalışıyorum. Malzeme bulmakta zaman zaman güçlük çekiyorum. Elinde Kiraz’ın yakın tarihi ve kültürüyle ilgili belge, bilgi ve materyal olanlar varsa bana iletişim adreslerimden ulaşabilirler. Sağlık ve afiyet üzerinize olsun, sağlıcakla kalın, hoşça kalın.

 

 

[1] M. Deniz Barut’tan şahsen derlenmişitir.

Sende Yorumla...
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Belediye başkanından Ankara çıkarması
Belediye başkanından Ankara çıkarması
Uyuşturucuya geçit yok
Uyuşturucuya geçit yok