Advert
Şiir üzerine
Nurşen KAYGISIZ

Şiir üzerine

Bu içerik 22 kez okundu.

küçüklerde sorun yok aslında
onlarınki,
güven, sevgi, dostluk ve kardeşlik 

tüm sorunlar büyüklerde
onlarınki,
savaş, kavga ve kalleşlik … 

 

                            *muzaffer yıldırım 

 

Bugün okuduğum ilk şiir bu. 

Muzaffer Yıldırım, yıllarını öğretmenliğe adamış bir şair. Hem okuyan hem yazan biri. İnternet dünyasının bana armağan ettiği güzel bir dost, iyi bir şair ve hala inatla güzel şeyler üretmeye devam ediyor. 

İlk şiir kitabım "Lal İmiş Yürek"te büyük katkıları olan sevgili Muzaffer Yıldırım öğretmenime teşekkür ediyorum. Yaşama sunduğu güzellikler için. 

Bir duvar yazısı şöyle diyor: "İyi başlayan her şey kötü biter. Kötü başlayan her şey berbat." Bu, elbette pek çok kişi için doğrudur. Başladığınız bir işe emek vermeye son verdiğinizde sonuç, elbet olumsuz olacaktır. Hevesi erken kırılan biri iseniz, daha baştan yenilgiyi kabul edip işe başlamış iseniz o zaman da sonuç, duvar yazısının da dediği gibi berbat olacaktır. 

Ancak şiirle başlayan gün de şiirle devam eder, bu da böylece biline. 

Pembe, kırmızı, sarı, mor, mavi renklerden oluşmuş bir kitap kapağı. En baskın renk kırmızı. 

"Grapon Kağıtları" 

"Bu kitapta yer alan şahıs ve mekanların gerçekle alakaları tamdır. Kahramanları, hep yanlış ata oynamışlardır. Kediler, kadınlar, muhabbet kuşları, gözyaşları… Hepsi sahiden vardır ve bir dönem yaşamışlardır" diyor ve devam ediyor sevgili Didem Madak, 

"Şiirden hazzetmeyenler, grapon kağıtlarını yılbaşı ve diğer ehemmiyetli günlerde evi süslemek için kullanabilirler ya da bir ruh çağırma seansında inatçı ruhlara seslenen uyduruk şarkılar olarak mırıldanabilirler."

Çocukluğun ve bayramların vazgeçilmezi grapon kağıtları. Sanırım her duyanda güzel anıları çağrıştırır. İnce, rengarenk şeritler. 

Beyaz, turuncu, mavi, yeşil, sarı, yaşamın her rengi. 

Didem  Madak'ın şiirlerinin baskın rengi hüzün. 

 

Kitabın ortalarına doğru bir yerde okurundan bir ize rastlıyorum. Belli ki duygusal, kırılgan, ince biri okumuş bu şiiri. 

"Bir gül" 

Kırmızısı, turuncusu hala üzerinde. Yeşil yapraklarının bir bölümü, kızıla kaçmış pembe. Küçücük bir tomurcuk. Sayfaların arasından Didem Madak'a sesleniyor. 

"Çiçekler de… Çiçekler de" diye. 

Anlaşılan o ki çok etkilenmiş bu sayfadaki şiirden. Belki bir iki damla gözyaşı da dökmüştür okurken sayfalara.  

48.sayfada başlayan şiir, 49 ve 50. sayfalarda devam ediyor. 

"Çiçekli Şiirler Yazmak İstiyorum Bayım" şiiri. Hep olumsuz, yıkıcı, eleştirel bir tavrı vardır ya insanımızın. İlk baştan surata çarpmayı severiz. Bu tavra karşı bir tavırla başlıyor dizeler. 

 

"Çiçekli şiirler yazmama kızıyorsunuz bayım 

Bilmiyorsunuz darmadağın gövdemi 

Çiçekli perdelerin ardına saklıyorum." 

 

Çiçek, şiir ve yazmak gibi üç güzel sözcükle ifade edilen mutsuzluk, kaçış ve hüzün. 

Didem Madak; okunası, tekrar okunası ve hep okunası kalemlerden biri. Her okuduğunuzda farklı bir haz alacağınız duyarlılık. 

 

Grapon Kağıtları'ndan bir şiirle bitirelim. 

"Işıl çocuktu o zaman, ben de öyle 

Mevsim kesin yazdı, karpuzdan feneriyle 

Hani her çocuğu başka bir çocuğa 

Yaklaştıran bir şarkı vardır ya 

Kıyıya yanaşan bir gemi gibi 

 

O akşam ay Işıl'a sığışmıştı, Işıl çocukluğuna 

Çocukluğumuz mor bir zambağa 

Hani her çocukluk zaman zaman 

Kendini mor bir zambağın içinde düşler ya 

Sonra iki çocuk birbirine gülümser, sonra 

Zambağın içine bir çiy tanesi düşer"

 

Sevgi, dostluk ve umutla. 

 

Sende Yorumla...
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
“Asıl çamı siz devirmişsiniz”
“Asıl çamı siz devirmişsiniz”
“Ağaçların köklerini talan ettiler”
“Ağaçların köklerini talan ettiler”