Advert
KİBİRLİ HASAN
Ahmet Cartalı

KİBİRLİ HASAN

Bu içerik 31 kez okundu.

Hasan lavabonun üstündeki eski, bir köşesi kırık aynada yüzünü yıkadıktan sonra eliyle saçlarını düzeltti. Aynaya bakarak içinden, "Allah ne güzel de yaratmış beni" diye söylendi. Yüzünü duvarda asılı olan havluyla kuruladı. Kimseye bir şey demeden odanın kapısını yavaşca açıp sokağa çıktı.

Hasan kırk yaşında, bir altmış boyunda buğday tenli kendini beğenmiş, kimselere kendini yakıstıramayan biri. Annesi  Hasan’ı evlendirmek  için bir kaç tane nasip bulmuş, ama Hasan’a bir türlü beğendirememiş. Hasan her seferinde annesine "Bana bu suratsızı mı buldun" diye annesine öfkelenir  “benim dengim yok buralarda " deyip konuyu kapatırmış. Anne bu, evladını evlendirip torununa kucağına almak ister. Hasan’ın da bu durumuna çok üzülürmüş. 

Komşularının kızı Esma, için için Hasan’a sevdalıymış. Birkaç kez Hasan’a çocuklarla aşk mektubu göndermiş, fakat Hasan’dan bir cevap alamamıştı. Esma da gelen nasipleri hep geri çevirmiş, her gelende bir kusur bulmuştu. Esma’nın annesi de evde kaldın diye kavgalanırmış.

 Hasan yataktan kalkmış, tuvalete girip çıkmış, lavabonun üstündeki bir köşesi kırık aynaya bakmış, gözlerine inanamamış, havluyla aynayI iyice silmiş, iyice dikkatli bakmış. Yanağında büyük bir çıban. Hemen çıbanın üstünü havluyla kapatıp annesine seslenmiş.

“Anne,  anne şu yüzüme bir bak Allah aşkına.” Annesi oğlunun yüzüne bakmış, çıbanı incelemiş, çıban öyle tehlikeli bir çıban değilmiş. Kendi yaptığı ot ilacıyla geçer izi bile kalmazmış. Anne bir yandan da oğluna nasıl bir ders veririm de bu kibirli huyundan vaz geçiririm diye düşünüyormuş. Oğluna:

“Bak oğlum, bu çıban çok tehlikeli dermanı bulunmazsa yüzün yok olur. Bir an önce şifasını bulmak lazım.” Hasan:

“Söyle anam nedir bu illetin şifası.” Anası:

“Eskilerden duyduydum, Derhal evlenip, evlendiğin hanımın sütünü çıbanın üstüne süreceksin. Tek tedavi bu.” Hasan:

“Bu suratla benimle kim evlenir anam. Ben herkese suratsız deyip hakaret ettim.” der. Annesi:

“Sen evden çıkma, ben şöyle bir araştırayım.” diyerek  evden çıkıp komşularının kapısını çalar. Komşusuna olup biteni anlatır. Konuşmaları duyan Esma içinden “oh olsun” der. Hasan’ın annesi Esma’nın eskiden beri gelini olmasını çok istiyordu. Esma’yı annesinden istedi. İstemek için gün ayarlandı, düğün günü karar verildi. Ama Hasan ortalıkta hiç görünmedi.

Gece annesinin Hasan uykudayken sürdüğü merhemle çıban yok olmuş fakat Hasan bir türlü aynaya bakmaya cesaret edemediği için bunu bilmiyormuş. Annesi de Hasan’a hiçbir şey söylemiyor, bir an önce düğünün olmasını arzuluyormuş.

   Düğün günü gelmiş dayanmış. Esma yeni evine gelin gelmiş. Gerdek akşamı Hasan Esma’nın al duvağına açmış, göz göze gelmişler. Esma Hasan’a:

“O yüzündeki bez ne çıkar onu yiğidim.” Demiş. Hasan utana utana yüzündeki bezi çıkarmış. Esma:

“Aman Allahım bu ne, ben nasıl suratsız biriyle evlendim.” Hasan’da çıt yok. Sessizce “haklısın” der. Esma, Hasan’a baya söylendikten sonra:

“Bak Hasan insanın dış güzelliği önemli değildir, önemli olan iç güzelliğidir. Sen hep dış güzelliğine önem verip kibirlendin. Ne oldu? Bak bir çıban yüzünü ne hale getirdi”. Hasan ağlamaya başlar. Esma’nın ellerini öpüyor, Esma’dan af diliyordu. Esma yerinden kalktı lavabonun üstündeki bir köşesi kırık aynayı getirdi ve Hasan’a:

“Bak şu aynaya” dedi. Hasan’ın içinden aynaya bakmak gelmiyordu. Esma daha yüksek sesle bak dedi. Hasan gözünün ucuyla aynaya baktı, o da neydi çıbandan eser yoktu. Eliyle yokladı çıban yok olmuştu. Esma:

“Hasan bu sana ders olsun, güzelim diye kibirlenme bir sivilce güzelliğine alır götürür, malım var diye böbürlenme bir ateş, sel alır götürür.”

Hasan dersini almış, Esma’yla birlikte mutlu bir yaşam sürmüşler.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
“Asıl çamı siz devirmişsiniz”
“Asıl çamı siz devirmişsiniz”
“Ağaçların köklerini talan ettiler”
“Ağaçların köklerini talan ettiler”